Edebiyatın Sesi'nde tarihi romanlarıyla Türk okurunun çok sevdiği ünlü yazar Hıfzı Topuz'u konuk ediyoruz. 31 Mart akşamı saat 20:00'da Cem Radyo'da...

300 SANİYE


  1. 1957 yılında kırk sekiz yaşındayken intihar eden ünlü İngiliz romancı Malcolm Lowry, kısa süren yaşamının tümünü ölüme varacak bir yarış gibi yaşadı. Sıkıntılarından, birbirine eklenen alkol ve delilik nöbetlerinden kaçarcasına dünyanın pek çok köşesine gitti. Yaşamöyküsünü kaleme alan Douglas Day’e göre Lowry alkolik olduğu için delirmedi, deli olduğu için alkole sığındı. 
  2. Lowry’nin 1936-1944 yılları arasında damıta damıta yazdığı Yanardağın Altında, 20. yüzyılın en önemli romanlarından biri. Lowry’nin Melville, Conrad ve Fitzgerald gibi ölümsüz yaratıcılar arasına girmesini sağlayan "Yanardağın Altında" için Fransız yayıncı Martin Nadeau şunu söylüyor: “Yanardağın Altında, dünyayı peşinden gidenler ve diğerleri diye ikiye ayıran bir ‘kült roman’dır.” Sinan Fişek’in dilimize kazandırdığı kitabı Can Yayınları yayımladı.
  3. Can Yayınların’’ndan tanıtacağımız ikinci kitap, bir tekrar basım. Ancak yazarı ve çevirmeninin adı nedeniyle bu baskıyı da tanıtmak istedik. İngiliz edebiyatının büyük yazarı D.H. Lawrence’ın Ölen Adam adlı, huzursuz edici kısa romanının çevirisini büyük yazarımız Bilge Karasu yapmıştı. Dirilen ve dünyanın, Avrupa’nın perişan kırlarında paralanmış kefeniyle dolaşmaya başlayan bir adam... Lawrence’ın, İsa’ya ait mitleri güçlü birer çağdaş metafor olarak ortaya koyduğu metnin Karasu’ya ait olan çevirisi, 1963 yılında TDK Çeviri Ödülü’nü almıştı.
  4. Yukio Mişima, yalnızca Japon edebiyatının değil, dünya edebiyatının da en önemli, üzerinde en çok tartışılmış yazarlarından biri. Her yapıtıyla Japon ruhunu, bir yandan ürkütücü acımasızlığı, öte yandan sonsuz kırılganlığıyla dile getirmiş, müthiş gözlem gücüyle, derin, evrensel bir eser yaratmıştır. Can Yayınları’ndan yayımlanan "Bir Maskenin İtirafları", bu “uçurum yazar”ın en ünlü romanlarından, otobiyografik özellikler taşıyan bir kült metin. Mişima, bir ergenin kendi bedeni üzerinden giriştiği yaşam ve ölümle hesaplaşma sürecini, insan zihninin en uçlardaki serüvenlerinden birine dönüştürüyor. Ölüm, kan ve intihar saplantısı, modern yaşamın reddi, eşcinsellik gibi temalar üzerinde yoğunlaşıyor, her satırıyla ürpertici bir yolculuğa çıkarıyor okurunu. Kitabı Zeyyat Selimoğlu dilimize kazandırmış.
  5. 20’li yılların sonu, Hitler’in iktidara gelişinin arifesinde Almanya. Topluma ve özellikle bohem çevrelere tam bir huzursuzluk ve kafa karışıklığı hâkim. Gelecek soru işaretleriyle dolu, bugün karanlık, geçmiş ise çoktan sona ermiş bir rüyadan ibaret. Sonsuzda Buluşma, işte bu umutsuz ve çalkantılı ortamın havasını soluyan kayıp kuşağın aşklarını, acılarını, bocalamalarını ve sapkınlıklarını anlatıyor.
  6. Romanın, gerçeklikten kopmak için uyuşturucuya, kariyere ya da bambaşka hayatlara yönelen karakterleri, birbirine paralel ilerleyen hikâyeleriyle, uçlara savrulan bir toplumun panoramasını çiziyor. Thomas Mann’ın oğlu Klaus Mann’ın Almanya’da, Hitler öncesi dönemde kaleme aldığı en önemli eseri kabul edilen Sonsuzda Buluşma, Tevfik Turan  tarafından dilimize kazandırıldı ve Turkuvaz Kitap tarafından yayımlandı.
  7. Beyaz Şah, siyasi baskı altında yaşamaya çalışan bir toplumun bir çocuğun bakışından etkileyici bir üslupla anlatıldığı bir roman.  İnsanın yüceliğine ve alçaklığını dair unutulmaz bir başyapıt olarak değerlendirilen Romanya doğumlu yazar György Dragomán’ın kitabı, dünyada birçok dile çevrildi ve büyük ilgi gördü. Kitapta  olayları babası gizli polis tarafından tutuklanan ve bir çalışma kampına kapatılan 11 yaşındaki bir çocuğun gözünden izliyoruz.
  8. Günlük hayatın acımasızlığına yine de şakayla ve bir masalmış gibi bakan Cata’nın gözünden.
    Çavuşevsku Romanya’sında babasız kalan Cata okulda karşılaştığı eziyet karşısında da sessiz kalır. Çernobil faciasının ardından her yerde yapılan radyoaktivite uyarılarına rağmen çocukları futbol oynamaya zorlayan beden eğitimi öğretmeninde, hiçbir şiddetten kaçınmayan kaba ve ruhsuz gençlerde, babasını gördüklerini iddia eden inşaat işçilerinde, korkunun ve umudun, baskının ve ihanetin alaycı oyunuyla karşılaşır. 
  9. Can Yayınları’nın dikkat çeken başka bir yayını ise modern Türk edebiyatının öncü isimlerinden Şemsettin Sami’nin hayat hikayesi. Türkçenin sadeleştirilmesi, çağdaşlaşması yolunda son derece önemli çalışmalar yapmış bir düşünce adamı olan Sami, Kamus-ı Türkî’den Kamusü’l-A’lâm’a, yaşamsal önem taşıyan sözlüklere imza atmış bir isim. İlk Türk romanı olarak kabul edilen Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat’ı da kaleme alan Sami, Aile ve Hafta dergilerini çıkararak Türkiye’de çağdaş güncel yayıncılığın başlamasına önayak olmuştu. Şemsettin Sami, Türk Dil Kurumu’nun duayeni Agâh Sırrı Levend tarafından yazılmış bir biyografi. Bu büyük düşünce ve edebiyat adamımız üzerine yapılmış en kapsamlı yayınlardan biri olan  bu kitap, genç kuşakların Türk diline, kültür yaşamımıza bunca değerli katkılarda bulunmuş Şemsettin Sami’yi daha yakından tanımalarına olanak sağlıyor. http://www.canyayinlari.com/images/null.gif