Edebiyatın Sesi'nde tarihi romanlarıyla Türk okurunun çok sevdiği ünlü yazar Hıfzı Topuz'u konuk ediyoruz. 31 Mart akşamı saat 20:00'da Cem Radyo'da...

Ahmet Oktay'la edebiyat ve iktidarı konuşuyoruz

Edebiyatın gücünden bahsetmek hâlâ mümkün mü?
Edebiyatın, muhalif duruşunu koruduğu söylenebilir mi?
Edebiyat popüler kültüre karşı durabilir mi?
Edebiyat-iktidar ilişkisi?
Şiir neden sömürgeleştirilemedi?

7 yorum:

Murat AYGEN dedi ki...

Edebiyatta mârifet "muhâlif duruş" görüntüsü vererek sıfır numara incelikte yağ çekmektir. Şu misâle bakınız, üstat buyuruyor: Fransızcadaki bütün giyim-kuşam adları Türkçeden intihal imiş! Robe = urba; juppe = cüppe; v.s. Ondan sonra da "doyen" Halit beye şöyle göz kırpıyor: BiZ TÜRKLER DE OLMASAK, ÜSTLERiNE-BAŞLARINA GiYECEK ŞEY BULAMAYACAK BU GARiPLER!! E pes yani pes, bi de bana "yağdanlık" der bunlar :)

Murat AYGEN dedi ki...

Süleyman Demirel’e "Gül diyârının plastik gülüsün", Mason olmadığına dâir vesika aldığında da "ayol senin Mason olduğuna o vesikadan daha iyi delil mi olur, evlenecek genç kızlar f.h.ş. olmadıklarına dâir um.mh.n.den vesika mı alıyorlar?" diye yazan Necip Fâzıl hakkında neden hiçbir soruşturma açılmamıştır? Adam sırtını kimlere dayaması gerektiğini iyi biliyordu da ondan tabii.

Murat AYGEN dedi ki...

"Şiir neden sömürgeleştirilemedi?" Aaaah bayılmak ne kelime, ölürüm valla bu soruya! Britanya Tacı’nın en nâdîde elması Hindistan’ı yönetme vazifesinin Anglo-Sakson kavmine TANRI tarafından verildiğini savunan Holigan ozan Rudyard’ın dizelerini Türkçeye çeviren o efsâne sayesinde bittabi! Ne mübarek adamdı ama. Mekânı cennet olsun.

Murat AYGEN dedi ki...

binaenaleyh korkma sönmez seher-i haşre kadar şi'r-i kadim,
bir meş'aledir devredilir elden ele :)

Murat AYGEN dedi ki...

Edebiyat muhalif duruşunu koruyor korumasına da, meselâ şu 1980-öncesi şiirini, H.E. Nabi Ş.ns.y’un Lee Iacocca vârî istifası haberini hazırlayan haber merkezi çalışanları ve yöneticileri anımsamıyorlarsa, ne gelir elden? “Yılar sonra hoş geldiniz buraya; yine aynı köyümüz var EKSELANS; koltuğumuz yok koyalım şuraya; şöyle buyur kusura da bakma ya; duyduk ki sen patlatırsın şampanya; içer isen çayımız var EKSELANS; alışkınsın pirzolaya, bifteğe; şöyle buyur ister isen yemeğe; oturturuz soğanı baş köşeye; bundan gayrı neyimiz var EKSELANS; Ankara’ya düşer ise yolumuz; şaşırırız, perişandır halimiz; çünkü orda ne tutacak dalımız; ne emmimiz, dayımız var EKSELANS”. Binaenaleyh edebiyat fakültelerinin ödenekleri iki misli arttırılmalı. Eğitim efem, önce eğitim!

Murat AYGEN dedi ki...

Yarın Ankara'da Rudyard-Bülent festivali var. Bkz: http://www.internethaber.com/bulent-ecevite-siirli-anma-toreni-255750h.htm
Böyle festival kaçırılmamalı. Gelmeği düşünebilecek dostlara tourist-guide'lık benden. Dostça kalın

isakeskin dedi ki...

yıllardır ararım bu siiri. Şarkısını severdim. Ancak buldum. Kalbi teşekküroer exelans!